!function(f,b,e,v,n,t,s) {if(f.fbq)return;n=f.fbq=function(){n.callMethod? n.callMethod.apply(n,arguments):n.queue.push(arguments)}; if(!f._fbq)f._fbq=n;n.push=n;n.loaded=!0;n.version='2.0'; n.queue=[];t=b.createElement(e);t.async=!0; t.data-privacy-src=v;s=b.getElementsByTagName(e)[0]; s.parentNode.insertBefore(t,s)}(window, document,'script', 'https://connect.facebook.net/en_US/fbevents.js'); fbq('init', '259806579079154'); fbq('track', 'PageView');

Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı: Yaşam Boyu Büyüme ve Kimlik Yolculuğu 2

Uzman Görüşleri|

4. Başarı vs. Aşağılık Duygusu (Orta Çocukluk: 6-12 Yaş) → Yetkinlik Temel Soru: “İyi bir şeyler yapabilir miyim?” • Çocuklar akademik başarı, spor, sanat ve sosyal etkileşimler aracılığıyla kendilerini değerlendirirler. Bu dönemde başarı duygusu, çocuğun öz güvenini ve yetkinlik hissini artırır. • Eğer çocuk sürekli başarısızlık hisseder, fazla eleştirilir veya yeterince desteklenmezse, yetersizlik ve aşağılık duygusu geliştirebilir (Erikson, 1963). Ebeveynler Ne Yapabilir? ✔ Çocuğunuzun çabasına ve ilerlemesine odaklanarak motive edin. ✔ Büyüme zihniyetini teşvik edin—hataların öğrenmenin bir parçası olduğunu öğretin. ✔ Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamak yerine, onun bireysel gelişimine odaklanın. Araştırma Bulgusu: Carol Dweck’in (2006) araştırmaları, büyüme zihniyetine sahip çocukların

Erikson’un Psikososyal Gelişim Kuramı: Yaşam Boyu Büyüme ve Kimlik Yolculuğu 1

Uzman Görüşleri|

Gelişim, hayat boyu süren bir süreçtir ve deneyimlerimiz, ilişkilerimiz ve karşılaştığımız zorluklar tarafından şekillenir. Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramı, insanın yaşam boyu nasıl geliştiğini anlamamıza yardımcı olan en kapsamlı çerçevelerden biridir. Freud’un psikoseksüel gelişime odaklandığı yaklaşımından farklı olarak, Erikson bireylerin hayatlarının farklı dönemlerinde karşılaştıkları sosyal ve psikolojik zorluklara vurgu yapmıştır (Erikson, 1950). Erikson’un modelinde yer alan sekiz aşamanın her biri, bireyin sağlam bir benlik algısı ve iyi oluş hali geliştirmesi için çözmesi gereken bir psikososyal çatışmayı içerir. Bu aşamalar başarıyla tamamlandığında birey, güçlü ve dengeli bir kişilik geliştirir. Ancak bu çatışmalar çözülemediğinde, ilerleyen yaşlarda psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabilir.

Aşkı Bilinçdışımız Mı İstiyor, Yoksa Biz Mi?

Uzman Görüşleri|

Aşk, çağlar boyu sanat, tarih, bilim, toplum ve felsefede yer edinmiş bir kavram olmuştur. Kimi zaman açıklanamayan, duyguların beynimizde oynadığı bir oyun mu, yoksa kişiye özel yaşadığımız bir durum mu olduğu hâlâ tartışılıyor. Peki, gerçekten de aşk \"normal\" bir duygu mu? Yoksa bilinçdışı dinamiklerin bir yansıması olarak, aslında doğası gereği anormal mi? Aşkın Bilinçdışı Dinamikleri Sigmund Freud’a göre aşk, çocukluk dönemindeki ilk bağlanma ilişkilerinde yatıyor. Anne, baba ve bakım verenimizden aldığımız ilk sevgiyi, reddedilmeyi, şefkati ve güveni, yetişkinlikteki ilişkilerimize de yansıtıyoruz. Örneğin, eğer anne \"yutan\" bir karakterdeyse (çocuğun tüm kararlarını kendi veren, onu bağımlı hâle getirmeye çalışan, özerkleşmesini engelleyen),

“Turkish Delight” Makyaj Akımı

Uzman Görüşleri|

Son dönemde sosyal medyada hızla yayılan \"Turkish Delight\" makyajı, adını Türk mutfağının geleneksel tatlısı olan lokumdan alarak, nostaljik ve sofistike bir görünüm yaratmayı amaçlar. Bu makyaj stili, Türk mutfağının zarif ve tatlı dokusunu yansıtarak, makyaj dünyasında taze bir soluk getirir. Ancak bu trendin ardında sadece tatlı bir isim değil, aynı zamanda 1960’lar ve 70’lerin ünlü Türk sinema yıldızlarından Türkan Şoray’ın klasik makyaj stilinin de etkisi bulunur. Peki, \"Turkish Delight\" makyajı nasıl bir tarz sunar ve nasıl uygulanır? 1960’lar ve 70’lerden İlham: Türkan Şoray ve Nostalji Türkan Şoray, dönemin en tanınan ve beğenilen sinema yıldızlarındandır. Onun makyajı, klasik ve zarif

Sosyal Medya İlişkinizin Katili Olmasın

Uzman Görüşleri|

Kimi meraktan, kimi yalnızlıktan, kimi rutin hayatına heyecan aradığından,  kimisi ise kendisini veya karşısındakini cezalandırmak istediğinden sosyal paylaşım sitelerinde özel ilişkilere yelken açıyor. Başlangıçta bir oyun gibi, son derece zararsız gördükleri bu paylaşımları, daha sonra baş etmekte güçlük çekebilecekleri sonuçları doğurabiliyor. Sağlıklı ve mutlu bir evliliğiniz veya ilişkiniz var ise sosyal paylaşım sitelerinde başınıza gelebilecek ilişki kazalarını yaşamak istemiyorsanız bunlara dikkat etmelisiniz: 1- Sosyal paylaşım sitelerinde kullandığınız bilgilerinizin herkes tarafından görülmesini engelleyin. Özellikle de kimlik bilgilerinizi paylaşmayın. 2- Tanımadığınız kişilerden gelen arkadaşlık isteklerini kabul etmeyin , size ulaşabilen ve  rahatsızlık veren birileri var ise erişimini engelleyin 3- Son zamanlarda

Doğurganlığı Etkileyen Psikolojik ve Duygusal Faktörler

Uzman Görüşleri|

Doğurganlık, yalnızca biyolojik sebeplerin dışında psikolojik bir süreçten de geçer. Günümüzde birçok kadın, biyolojik hiçbir problemi olmamasına rağmen hamile kalamıyor. Duygusal iniş çıkışlar ve stres seviyesindeki artış, hamile kalamamanın psikolojik sebeplerinden biri olabiliyor. Stres ve Anksiyete: Sessiz Bir Düşman Stres ve anksiyetenin, yapılan araştırmalar sonucu yumurtlama döngüsünü etkilediği artık biliniyor. Klinik bir araştırmada Stanford Üniversitesi, yüksek düzeyde stres yaşayan kadınların yumurtlama düzensizlikleri ve hamile kalma oranlarında düşüş yaşadığını ortaya koydu. Sizi en çok rahatlatan nefes tekniklerinden birisini seçip uygulayabilirsiniz. Tabii ki birkaç nefes egzersizi yapıp hemen hamile kalmak bazen zor olabilir. Burada önemli olan, “Stres seviyeniz hamile kalma isteğinizden önce

Doğum Sonrası İlk Haftalarda Bebeğinizle Temas

Uzman Görüşleri|

Anne olmak harika bir deneyimdir, ancak doğum sonrası her şeyin mükemmel gitmesini beklemek bazen gerçekçi olmayabilir. Hamilelikte ya da doğum sonrası dönemde depresyon yaşayan anneler için en büyük endişelerden biri, bu ruh halinin bebekleri nasıl etkileyebileceğidir. Ancak yeni bir araştırma, annelerin bebeklerine dokunarak, okşayarak ve sevgiyle temas kurarak bu etkileri azaltabileceğini ortaya koyuyor! Bilim insanları, annelerin hamilelikte ve doğum sonrası dönemde yaşadığı depresyonun, bebeklerin genetik yapısı üzerinde nasıl değişikliklere yol açabileceğini araştırdı. 2014 yılında yapılan çalışma, özellikle NR3C1 adı verilen stresle ilişkili bir genin metilasyon seviyelerini inceledi. Gebelik sırasında düşük depresyon seviyesi olan ancak doğum sonrası yüksek depresyon yaşayan

Anne Olduktan Sonra Değişim: Kendini Yeniden Keşfetmek

Uzman Görüşleri|

Anne olmak, kimisi için beklenmedik, kimisi için istenilmeyen, kimisi içinse yıllarca çok istenen bir kimliktir. Bu kimlikle birlikte büyük bir dönüşüm de kapıyı çalıyor. Dönüşüm dersek, açıkçası herkes kendi farkındalığı kadar dönüşüyor. Bu yolda belki de hiç fark etmediğiniz özelliklerinizi keşfettiniz, hiç tatmadığınız duyguları tattınız. İçimizde aslında her duygu var; sadece yaşadığımız olaylar bunları ortaya çıkarıp şiddetini belirliyor. İşte, anne olduktan sonra gelen değişim de bu olaylara dahil… Annelikle Birlikte Gelen Değişimler 1- Kimlik Değişimi ve Kendi Benliğini Yeniden Tanımlama: Anne olduktan sonra \"Ben artık kimim?\" sorusuyla yüzleşebilirsiniz. Öncelikler değişir, sosyal roller farklılaşır ve bazen eski benlik algısı kaybolur.

Çocuklara Cinsel Eğitimi Doğru Zamanda ve Doğru Bilgilerle Vermek

Uzman Görüşleri|

Cinsellik biyolojik ve sosyal olarak inşa edilen, kültürel ve dini inançları yansıtan bir olgudur. Anne babalar çocuklarıyla konuşmaktan utandıkdıkları için bu konuda konuşmayı sürekli ertelerler. Çocuklar ise tüm masumiyet ve saflıkları ile öğrenmeye ve meraklarını gidermeye yönelik sorular sorarlar. Çoğu anne baba bu sorulara hazırlıksız yakalanırlar ve beklenmedik anda gelen bu sorular kaygı yaratır. Kaygı da hata yapma olasılıklarını arttırır. Ebeveynler çocuklara duyusal uyaranları nasıl yorumlayacaklarını ve deneyimlerini tanımlarken hangi kelimeleri kullanacaklarını öğretirler. Ayak parmağı ya da göbeği gıdıklandığında agulayıp kahkaha atan bebek, cinsel organına dokunulduğunda aynı tepkiyi verir. Bebek, vücudunun bu kısmının cinsel bir bölge olduğunu henüz öğrenmemiştir.

Baby Face Makyajı: Gençlik ve Doğallığın İfadesi

Uzman Görüşleri|

Baby face makyajı, sadece bir makyaj uygulaması değil, aynı zamanda gençlik ve doğallığın simgesidir. Bu makyaj tarzı, yumuşak hatlar, pürüzsüz bir cilt ve doğal gözlerle bezenmiş bir görünüm sağlar. İşte bu makyajın detayları: Gençlik ve Masumiyet İfadesi: Baby face makyajının amacı, cilt ve yüz hatlarını olabildiğince doğal ve yumuşak göstermektir. Yoğun kontürler ve ağır renkler yerine, hafif ve yumuşak tonlar kullanılır. Bu, kişiye taze, masum ve doğal bir görünüm kazandırır. Pürüzsüz Cilt: Bu makyaj tarzı, cildin doğal ışıltısını korur ve hafif dokunuşlarla eşitlenmiş bir ten sağlar. Fondöten veya BB kremle doğal bir bitiş hedeflenir. Doğal Gözler ve Kirpikler: Göz